Haber

Akşener’den “Seçime sırtımda hançerle girdim” diyen Kılıçdaroğlu’na sert sözler: Gereğini yapmazsanız defalarca bıçaklanırsınız

Partisinin küme toplantısında açıklama yapan GÜZEL Partisi Genel Başkanı Meral Akşener, hafta sonu başkanlık koltuğunu kaybettiği kongrede imalarda bulunan Kemal Kılıçdaroğlu’nu anlattı. Akşener, Kılıçdaroğlu’nun “Seçime sırtımda hançerle girdim” sözlerine çok sert yanıt verdi.

“KUL HAKLARINDAN KORKUYORUM”

Kılıçdaroğlu’nun CHP Kongresi’ndeki konuşmalarına değinen Akşener, “Sayın Kılıçdaroğlu da hançerden bahsetti. Hançer meselesi açıkta kaldı. Ben bugüne kadar kimseyi sırtından bıçaklamadım. Hak ediyorsa vururum.” Hançeri ya boğazına ya da kalbine vur. Benim sırtıyla hiçbir ilgim yok. Çünkü ben insanların haklarından çok korkuyorum.” Hele ki fakirlere eziyet edenleri tanıyorsam ve bunu ispatlıyorsam o hançeri onların kalplerine sapladım. Ama kimseyi sırtından bıçaklamadım. Sırtımda bıçak var demiyorum. Eğer gereğini yapmazsanız ayağınızdan bıçaklanırsınız. Kendine bir şey yaparsan bıçaklanırsın. Ölmeniz için bir şey isteseniz ve çevreyi görmezseniz bıçaklanırsınız. O hançerlerin sahiplerini karşınızda bulacaksınız. Ben kimseyi bıçaklamam. Ailemden gelen, yüze karşı konuşmak, açık konuşmak, gereğini yapmaktır. Bu hançer konusunda ise 6 kişiye net bir şekilde konuşan kişi benim. Ölen annem gözümün önünde lanetlendi. Ben olmadığıma göre kimin hançeri?” dedi.

“CAN AZERBAYCAN’IN YANINDA OLACAĞIZ”

Akşener’in açıklamalarından satırbaşları: “Aziz milletim, kıymetli milletvekillerim, kıymetli gençler, değerli basın mensupları; Türk Dünyasının vazgeçilmez bir parçası olan bu kadim coğrafyadan böylesine değerli bir emaneti almış olmaktan son derece mutluyum. Çünkü bugün 8 Kasım. Çünkü bugün Azerbaycan, Türkiye ve Türk Dünyası için çok anlamlı bir gün. Bugün 44 gün süren ve Karabağ Savaşı’nda Şuşa’nın ele geçirilmesiyle taçlandırılan Milli Zafer Bayramı’nın üçüncü yıl dönümü. biliyorsunuz savaşı bitiren anlaşma 10 Kasım’da imzalandı. Ancak Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in fermanıyla Zafer Bayramı Şuşa’nın işgalden kurtarıldığı gün olarak belirlendi. Çünkü 10 Kasım o gündü. Türkiye’nin büyük yasını yaşıyoruz. Bu karar bile iki kardeş halkın sevincidir. Aynı sorunu paylaştığını ve sonsuza kadar sürecek birlik olduğunu bir kez daha vurguluyor. Bizler YETERLİ Partisi olarak özgürlük içinde aziz Azerbaycan’ımızın yanında olacağız. Karabağ mücadelesi her zaman olduğu gibi. Çünkü Karabağ Azerbaycan’dır. Azerbaycan ise büyük Türk milletinin Kafkasya’daki izdüşümüdür.

“MUSTAFA KEMAL BİR UMUTTUR, MÜCADELEDİR”

Evet, 2 gün sonra, 10 Kasım. Bu yıl Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüze vedamızın 85’inci yılındayız. Değerli dava arkadaşlarım Mustafa Kemal bir umuttur. Susuz gönüllerin pınarı, terkedilmiş millete çare, yolun önderi ise çaresiz vatana çaredir. Mustafa Kemal bir çabadır. Asla pes etmeyen kararlılık, hayalleri gerçekleştirme ateşi, her türlü baskıya karşı direnme iradesidir. Mustafa Kemal bir gururdur. Türklerin gücünün simgesi olan, ülkenin her yerinde dalgalanan ay-yıldız, Cumhuriyet ile başlayan büyük bir destanın adıdır.

“10 KASIM’DA AYNI EMPATİYİ PAYLAŞACAĞIZ”

Geçtiğimiz hafta Cumhuriyetimizin 100. yılına ulaşırken hepimiz aynı mutluluğu paylaştık. 10 Kasım’da büyük Türk milleti olarak tek yürek olacağız, aynı empatiyi paylaşacağız. Anıtkabir önündeki kuyruklarda aynı vefa ve saygıyı hissederek dimdik duracağız. Çocuk, genç, yaşlı olmamıza bakmaksızın aynı hasreti hissedeceğiz. Saatler 9’u 5’i gösterdiğinde içimizi sızlatan büyük bir üzüntüyle dolacağız. Ancak diğer taraftan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüze, onun temsil ettiği değerlere ve bize bıraktığı kutlu mirasa düşmanlıkla siyasi hayatını sürdürenlerin çaresizliğine de şahit olacağız. Ama ne yaparlarsa yapsınlar yüreklerindeki hırsı, nefreti, düşmanlığı üzerimize empoze edemeyecekler. Büyük Türk milletinin kalbinde parlayan bir çift mavi göze gölge düşüremeyecekler. Her Türk gencinin Mustafa Kemal’i ruhunda yaşatmasına engel olamayacaklar.

“CENNETİN OLSUN”

“EKONOMİK KRİZ DERİNLEŞMEYE DEVAM EDİYOR”

Değerli dostlarım, milletimizin enflasyonla sancılı mücadelesi ne yazık ki her geçen gün daha da zorlaşarak devam ediyor. İktidar ise eylemleriyle, daha doğrusu eylemsizliğiyle ekonomimizdeki krizi adım adım derinleştirmeye devam ediyor. Bilirsin, yeni ekonomi Yönetimin henüz açıkladığı bir geliştirme programı yok. Geçtiğimiz aylarda açıklanan Orta Vadeli Plan var. Hatırlarsınız daha önce bu platformda bunun bir plan değil, bir dilek dizisi olduğunu söylemiştim.

“BAKALIM YIL SONUNA KADAR KAÇ GÜNCELLEME GELECEK”

Nitekim zaman bizi bir kez daha haklı çıkardı. Hükümetin enflasyon dileği geçen hafta yeniden güncellendi. Merkez Bankası 2023 sonu enflasyon varsayımını yüzde 58’den yüzde 65’e çıkardı. Bakalım yıl sonuna kadar kaç güncelleme daha gelecek. Bakalım güncellemeler milletimizin sokakta hissettiği gerçek enflasyona yetişebilecek mi? Değerli arkadaşlarım, ülkede herkes bir şekilde masraflarını kısıyor ama devleti yönetenler inatla masraflarını kısmıyor. Milletimiz enflasyon ve kemer sıkma karşısında nefes alamayacak noktaya geldi ama saraydaki keyif atmosferi tüm hızıyla devam ediyor.

“ÖNCE GIDA FİYATLARINDAKİ ARTIŞI GÖRÜYORUZ”

Enflasyon rakamlarına baktığımızda; Öncelikle gıda fiyatlarındaki artışı görüyoruz. Ancak biz yıllardır; Tarımın, gıda üretiminin ve gıdaya erişimin ne kadar hayati olduğunu anlatıyoruz. Gıda güvenliğinin toplumların ekonomik ve sosyal güvenliği için en önemli faktörlerden biri olduğunu söylüyoruz. Hükümet yıllardır bu durumu anlamamakta ısrar ediyor. Üstelik tarımsal potansiyelimizi daha da vasat hale getiren politikalarına her geçen gün yenilerini ekliyor.

Yüzde 71,99 olan gıda enflasyonunun düşürülmesi için tarıma daha fazla önem vermek ve tarımın önünü açacak politikalar uygulamak yerine, işleyen tarım arazilerini bile felaketlerle çökertmeye çalışan kârcı bir zihniyetle karşı karşıyayız. TÜİK’in uydurma rakamlarında bile.”

“GAZZE İÇİN HALA somut bir adım atılmadı”

Aziz milletim, Filistin’de Netanyahu’nun vahşeti hız kesmeden devam ediyor. Filistinliler bir ateş çemberinin içinde sıkışıp kalmış durumda. Dünya tam anlamıyla bu ateş çemberinin etrafında dans ediyor. Bu zulmü yapanlar, bu zulme sebep olanlar, bu zulmeden siyaset üretenler resmen bir mutluluk zinciri oluşturmuşlardır. Ve ne yazık ki hâlâ ne insan haklarına, ne vicdana, ne de uluslararası hukuka uygun olarak atılmış somut bir adım yok.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bile Katil Netanyahu’nun Gazze’de yaptığı zulümden “dehşete düştük” demekle yetiniyor. İnsan hakları ve savaş hukuku paspasa dönüştürülürken, evler, okullar, camiler, hastaneler bombalanırken; Kadınlar, çocuklar ve masum siviller katledilirken dünyanın gösterdiği bu kayıtsızlık tarih kitaplarında bir utanç kaynağı olarak anılacaktır. Sadece bir haftada ölen çocuk sayısı 1.700’den 4.237’ye çıktı. Medya kaynaklarına göre 7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaklaşık her 10 dakikada bir çocuk öldürülüyor.

“BU VAHŞET HAKKINDA DAHA NELERİ TARTIŞACAĞIZ?”

Bu vahşeti daha neyi tartışacağız? Çılgın bir adam olan Netanyahu’nun tüm dünyada savaş suçlusu ilan edilmesi için daha kaç çocuğun ölmesi gerekiyor? Bu kadar vicdansızlığın, bu kadar umursamazlığın olması mümkün mü? Bugün Netanyahu’nun dünyadaki her ülkenin parlamentoları tarafından savaş suçlusu ilan edilmesi gerekiyor. Kendi ülkelerinde bir terör saldırısı gerçekleştiğinde dünyayı alarma geçiren Batılı ülkelerin, 21. yüzyılın en büyük katliamına sessiz kalması, 21. yüzyılda bile haçlı zihniyetinden kurtulamadıklarının kanıtıdır. Özgürlüğü tüm dünyaya pazarlayan Amerika, çocukların yaşama özgürlüğü bombalanırken sessiz kalıyor. Paris’teki terör saldırılarında 11 vatandaşını kaybederek dünyayı şoke eden Fransa, ölenlerin Filistinli çocuklar olduğu 4 bin 237 çocuğun katili Netanyahu’ya destek ziyaretinde bulunuyor. Ve Netanyahu bu ikiyüzlü desteğin karşılığını daha fazla bina yıkarak, daha fazla çocuğu öldürerek ve daha fazla yeri işgal ederek ödüyor.

“TÜRKİYE SEÇİM YAPMAK ZORUNDA DEĞİLDİR”

Batı’nın Hamas’ın terörist faaliyetlerine odaklandığını görmek beni üzüyor; Doğu, Netanyahu’nun terörünü görmezden gelirken, Netanyahu’nun terörüne odaklanıyor ve sivilleri katleden, Netanyahu’ya açık çek veren Hamas’ı görmezden geliyor. Ancak Türkiye, batı ile doğu arasındaki bu ikiyüzlülüğün ortasında bir seçim yapmaya zorlanamaz. Türkiye yalnızca dünyanın unuttuğu vicdanın, hakkın ve adaletin yanında olmalıdır. İsrail ile Filistin arasında 80 yıldır devam eden bu çatışmanın çözümü, Filistin’i Hamas’tan, İsrail’i ise Netanyahu ve zihniyetinden temizlemektir. Kalıcı bir barışın inşası için Türkiye’nin nefretten beslenenleri değil, barış için çabalayanları desteklemesi gerekiyor.

Değerli milletimiz, geçtiğimiz günlerde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ülkemizi ziyaret etti. Ziyaretin ardından yapılan açıklamada bir nokta özellikle dikkatimizi çekti. Farklı bölge ülkelerini ziyaret ettikleri ve sivillerin Gazze’den çıkarılması konusunda önemli adımlar atıldığı söyleniyor. Öncelikle Netanyahu’nun Filistin’de yaşattığı zulmün çözümünün sivilleri bölgeden uzaklaştırmak değil, katil Netanyahu’yu bir an önce durdurmak olduğunu söylemek isterim. Bu çok açık.

“FİLİSTİNLİLER DEĞİL, NETANYAHU GAZZE’DEN ÇIKMALI”

Elbette ABD’nin kelimenin tam anlamıyla onun komutanı olan Netanyahu’yu durduracak gücü var. O yüzden kimse boşuna kimseyi kandırmaya çalışmamalı. Bir yandan kuzuyu yiyip diğer yandan çobanın yanında oturup yas tutuyormuş gibi yapan insanların bu ikiyüzlülüğünü asla kabul etmiyoruz. Zulüm yoluyla toprak genişletmeye çalışan bu ahlaksızlığı reddediyoruz. Türkiye olarak elbette öncelikle insani yardım ve ateşkes konusunda gereken her adımı atmamız gerekiyor. Ancak Gazze’den çıkması gereken masum Filistinliler değil, katil Netanyahu’nun ta kendisidir. Bunu da asla unutmamalıyız. Eğer Filistin davasına ihanet etmek istemiyorsanız, iki devletli çözüm önerinizde ciddiyseniz, garantör devlet olma fikrinde samimiyseniz, Filistin halkına izin vermeyeceksiniz. evlerinden, yurtlarından koparılmak için günlerce bombalandılar.

Bu nedenle buradan hükümeti uyarmak istiyorum. ABD’nin sivilleri yok etme planına oyuncak olmayın. Kaçak göçmenlerin hendeği haline getirdiğiniz ülkemizi yeni bir mülteci akınıyla karşı karşıya bırakmayın. Daha önce yediğinizi bir daha yemeyin.

“SÖZLERİMİZ BAZI İNSANLARIN KARN AĞRISINI ÇIKARDI”

Değerli arkadaşlarım, yerel seçimlere 5 aydan az bir süre kaldı. Vizyonumuz, projelerimiz ve ekiplerimiz hazır. UYGUN Partisi olarak Türkiye’yi yönetmeye hazırız. Tek ihtiyacımız olan; Milletimiz bize bir fırsat veriyor. Çünkü biliyorum ki o fırsatı bulduğumuzda GÜZEL Partisi iktidarının ayak seslerini önce yerelde sonra da Türkiye genelinde tüm dünyaya duyuracağız. Onun için önümüzdeki seçimlerde milletimizin bize fırsat vermesi için çok çalışacağız. Çünkü fırsatları reddetmiyoruz; Biz bu fırsatı sonuna kadar kullanan bir siyasi partiyiz. Çünkü biz; statükonun rahatlığından değil; Biz rekabet heyecanından beslenen bir siyasi partiyiz. Çünkü biz önce kendimiz değiliz; Biz ilk önce Türkiye diyen bir siyasi partiyiz. Çünkü biz millete kulak tıkayan değil, milletle omuz omuza yürüyen bir siyasi partiyiz.

Her zaman söyledik, önce millet, önce ülke. Milletimiz nerede ise biz de oradaydık. Milletimiz ne diyorsa her yerde söyledik. Sözlerimiz her zaman açık, net ve şeffaf olmuştur. Hakkın, hakikatin ve milletin yanındaydı. Karşılaştığımız hiçbir şey değişmedi. Kapalı kapılar ardında dönüşmedi. Ama bizim sözlerimiz bazılarının midesini bulandırdı. Bu bazı insanları son derece rahatsız etti. Bazıları bizi düşman olarak gördü.

“KRAL ÖLDÜ AMA 2023’E İŞARETLENEN ANLAYIŞ AYNI YERİNDE KALIYOR”

Değerli dava arkadaşlarım; Ne kadar ilginç; Türkiye’yi değiştirme çabalarımız karşısında bizi 2023 seçimlerinde oyunu bozmakla suçlayanlar; Bizi vatana ihanetle itham edenler, parti içi hesaplarını Türkiye’nin geleceğinin önüne koyanlar; Hafta sonuna gelindiğinde değişimin havarileri haline geldiler.

Hafta sonu itibarıyla Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıktığımız için yanımızda kalanlar, yeni başkan Sayın Özgür Özel’in en büyük hayranı oldu. Cümleyi ez; Kral öldü ama 2023’e damgasını vuran o tuhaf anlayış ve o anlayışın sahipleri hâlâ oldukları yerde.

“BİZİM İÇİN DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK”

“KENDİMİZDEN BAŞKA KİMSEYE GARANTİ VERMEYİZ”

Milletimiz dışında kimsenin bizi sevmesine gerek yok. Milletimiz dışında kimsenin iyiliğini umursamıyoruz. Allah’a şükür her şeyi yeterince gördük. ‘Ben olmalıyım’ diyenleri gördük. Bitiş çizgisine gelip geri koşan insanları da gördük. Parti içi hesapların milletimizin taleplerinin önüne nasıl konulduğuna şahit olduk. Bu nedenle bundan sonra kendimizden başka kimseye kefil olmayacağız. Biz olmayacağız.

Özgür ve milli siyasetimizle; Tüccar saltanatını, haram sistemini, bireysel refah siyasetini, ittifaklar halinde paketlenen çıkar ilişkilerini birer birer yok edeceğiz. Bizi yolumuza koyan şey budur. GÜZEL Partimizi kurmamızı sağlayan milletimizin emriyle; Memleketini, il il, ilçe ilçe, sokak sokak dolaşıyor; El ele tutuşmadık, kapıları çalmadık, bırakmadık; durmamızı, dinlenmemizi ve yorulmamızı yasaklayan; Onun için kararlılığımız, kararlılığımız, inadımız bundan kaynaklanmaktadır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu